Ben Emma Hart. Üniversite için Colorado’ya taşınmanın bana tertemiz bir başlangıç sağlayacağını sanan bir kız.
Dört yıl önce, istemeden üvey ağabeyim Caleb’in en değerli şeyini kırdım: Rahmetli koçunun imzaladığı bir hokey sopasını. O günden beri de sanki yokmuşum gibi davranıyor.
Şimdi onunla aynı çatı altında yaşıyorum. Herkesin tapar gibi sevdiği yıldız oyuncu olduğu aynı üniversiteye gidiyorum. Kampüs onun yüzüyle dolu. Kızlar kendilerini ona atıyor. Gözlemciler attığı her adımı izliyor.
Ama Caleb Claffey, herkesin sandığı kahraman değil. Benim için o, beni havaalanında ortada bırakan adam. Beni görmüyormuş gibi içimden geçen adam. Gece yarısı yanlışlıkla yatağına tökezleyip düştüğümde bana “sürtük” diyen adam.
Bir daha onunla asla konuşmayacağıma yemin etmiştim.
Sonra Ethan hayatıma girdi—nazik, gerçek, Caleb’in olmadığı her şey. Beni fark edilmiş hissettiriyor. Beni hayvan barınaklarına götürüyor, utandırıcı hobilerim yüzünden yargılamıyor. Aşık olmam gereken türden biri tam olarak.
Öyleyse neden o buz gibi mavi gözleri düşünmeden edemiyorum? Caleb bana o soğuk, okunmayan bakışıyla baktığında neden kalbim yerinden fırlayacak gibi oluyor? Ve mangalda Ethan ona bir şey fısıldadığında Caleb’in kulakları neden kıpkırmızı kesildi?
Ethan, Caleb’in benden hoşlandığını söylüyor. Bütün o zalimliğin, ne hissettiğini nasıl taşıyacağını bilmeyen bir çocuktan ibaret olduğunu.
Ama bu imkânsız. Değil mi?
Çünkü Caleb Claffey’nin bana bakışı aşk değil.
Çok daha tehlikeli bir şey.